Turka Bella Gerçek Bir Aşk Hikâyesi – Röportaj

“Aşk barışı sağlamak için gerekli, ama tek başına yeterli değil.”

Turka Bella, Jonathan Feldman sıra dışı hikâyesi, insanlığa duyduğu sevgi ve barışa yaptığı katkıları ile bu yüzyılın en çok sevilen isimleri arasında olacağa benziyor…

Sizi tanıyabilir miyiz?
JF: 1978’de Şikago’da doğmuş spor fanatiği sıradan bir insanım.

Futbol da var mı peki bu sporlar arasında? Hazır Türkiye’ye olan aşkınız için bir kitap yayınladınız… Türk futbolu ile aranız nasıl?
JF: Galatasaray taraftarıyım diyelim o zaman.

Sanırım eski sevgiliniz size futbolu sevdirdi? Ela’nın en çok sevdiği futbolcu kimdi peki? Dünya futbol takımlarından bahsedelim biraz da?
JF: Küçük yaşlarda futbola başlayan biri olarak, bu konuda konuşmak benim için de keyif verici. Ela modern, kültürlü ve çok güzel bir kadındı. Ve evet futbola da bayılırdı. Steven Gerrard onun en sevdiği futbolculardandı. Manchester United en beğendiğim takım. 2004-2005 yılları arasında North Yorkshire’de yaşadım. Aynı sene Christiano Ronaldo ve Wayne Rooney, Manchester United’ta kariyerlerine başlamıştı ve onları oynarken seyredecek kadar şanslı olacağımı hiçbir zaman düşünmemiştim…

Turka Bella sizin ilk romanınız… Kitabınızı okuyacak her genç kız sizin bir kahraman olduğunuzu düşüneceğe benziyor… En azından ben öyle düşündüm… Size modern zamanların kahramanı desek?
JF: Teşekkürler, ama ben kendimi bir kahraman olarak görmüyorum. Sadece dünyayı terörizmden kurtarmak isteyen bir askerdim…

“İnsanoğlu plan yapar ve Tanrı da buna güler…”

Peki, Turka Bella’nın vermek istediği ana mesaj ne. Bu soruyu kitabınızı hiç okuma şansına erişmemiş okuyucularımız için soruyorum…
JF: Hepimiz biriz…

Gayet kısa ve öz anlattınız…
JF: Hayat da öyle… Ona ne kadar anlam verirsek o kadar kendimizi keşfederiz.

Peki ya aşka dair düşünceleriniz?
JF: Zor bir soru sordunuz… Bu tarz bir soru ile karşılaşacağımı tahmin etmiyordum. Aşk insanı yücelten bir duygu! Biri tarafından sevilmek ve bir başka ruha yüreğini teslim etmekten daha güzel bir hediye yok… Fakat insanın öncelikle kendisini sevmesi gerektiğini düşünüyorum. Kulağa bencilce gelmesin… Kendini sevmeyen başkasını sevemez… Her şey ilk önce sende başlar.

Sizce aşk dünyayı daha güzel bir yer haline getirmek için yeterli mi?
JF: Aşk barışı sağlamak için gerekli, ama tek başına yeterli değil. Bu röportajda dünyayı kurtarmak için bir çözüm sunmam isteneceğini bilmiyordum. Dünyayı daha güzel bir yer haline getirmek için elbette bir birey olarak üzerime düşeni yapacağım. Evet, aşkın dünyayı değiştirmede rol oynadığına inanıyorum. Birbirimizden hiçbir farkımız olmadığında ve birbirimizi anladığımızda barışı sağlayacağımızı düşünüyorum. Empati… Belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şeydir.

Kitabınızın sonu biraz hayal kırıklığına uğrattı, çünkü ben bu hikâyenin devamını bilmek isteyenlerdenim… Ve bu konuda yalnız değilim. Amazon.com’da pek çok okuyucunuz da benimle aynı fikirde… Böylesi güzel bir aşk hikâyesinin devamını ne zaman okuyacağız?
JF: Gelecek için planlar yapmıyorum. Geçen sene Çin’e gitme kararını aldığımda “an”da kalma kararı alarak gittim ve doğru karar verdiğimi orada daha iyi anladım. Gelecek için neden planlar yapalım ki? Kontrol edemeyeceğimiz bir şey, tıpkı geçmişi değiştiremeyeceğimiz gibi… O yüzden Turka Bella’nın devamı gelir mi? İnanın ben de bilmiyorum. Babamın bir sözü vardır: İnsanoğlu plan yapar ve Tanrı da buna güler…

“Ne zaman bana sunulan hayatı reddedip kendim olmaya ve rahat olduğum ortamdan uzaklaşmaya karar versem hayatım hep daha iyiye doğru gitti…”

Peki, kitabınızın başlığı için neden Turka Bella adını seçtiniz?
JF: Ela başarılı bir iş kadınıydı ve işi gereği sürekli İtalya’ya gitmesi gerekiyordu. Haliyle çok fazla İtalyan arkadaşı vardı. Çok güzel olduğu için İtalyan arkadaşları onu Bella Turka olarak çağırmayı alışkanlık haline getirmişlerdi. Ela, bu hikâyeyi tanışmamızdan çok kısa bir süre sonra anlattı. Ben ise kelimeleri karıştırdım ve onu Turka Bella olarak çağırmaya başladım, ki bu kulağa Bella Turka’dan daha hoş geliyordu.
“Ne zaman bana sunulan hayatı reddedip kendim olmaya ve rahat olduğum ortamdan uzaklaşmaya karar versem hayatım hep daha iyiye doğru gitti…”

Turka Bella’nın sonunda aşk acısını yüreğimde hissedecek kadar samimi bir dil kullanmışsınız… Aşk acısını atlattınız mı?
JF: Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Atlattım… Duygular da zamanla değişiyor…

Aşk acısından kurtulmanın pratik bir yöntemi olsa keşke… Bir ilacı… İçeceksin ve kurtulacaksın bu acıdan… Sizce aşk acısına en iyi gelen ilaç hangisi?
JF: An’da yaşamak… Geçmiş ve gelecekten ziyade sahip olduğumuz ana odaklanmak. Bu anda sahip olduklarımızın kıymetini bilmektir.

Bu karar mı sizi Uzakdoğu’ya götürdü?
JF: Evet… Ne zaman bana sunulan hayatı reddedip kendim olmaya ve rahat olduğum ortamdan uzaklaşmaya karar versem hayatım hep daha iyiye doğru gitti… Geçen sene de Çin hakkında duyduğum güzel sözlerden sonra Uzakdoğu kültürünü öğrenmek için oraya gittim… Çin’de harika insanlarla tanıştım… Tabii ki bu harika insanlardan bir tanesi de üretken ve yetenekli bir yazar olan Sevda Beytaş… Onunla tanışmasaydım, Turka Bella’yı Türkiye’de yayınlama şansına sahip olamazdım…

Ben Turka Bella’nın önyargıları yıkacak bir kitap olduğuna inanıyorum… Bir Türk olarak bu konuda sormak istediğim sorular çok fazla ama…
JF: Teşekkürler bu hoş sözleriniz için… Barışa ne kadar katkıda bulunursak o kadar güzel bizler için…
Ela’yı tanımadan önce Türk kültürü hakkında bir bilginiz var mıydı?
JF: Ne yazık ki çok fazla bir bilgiye sahip değildim. Ela ile tanışmadan önce, bir yıl kadar Almanya’da yaşadım. Almanya’da yaşayan birçok Türk var. Türk kültürünü Ela sayesinde öğrendim daha çok: Mantı, mistik havası ile İstanbul, liman kenti İzmir, Türk kahvesi ve kahve sonrası fallar… Türkiye büyüleyici bir ülke…

Peki, Almanya’da nerede yaşadınız… Bulunduğunuz yerde Türk kadınlarına yönelik bir önyargı var mı?
JF: Ne yazık ki önyargılarla dolu bir dünyada yaşıyoruz… Herkesin saygı ve eşitlikten yararlanmasını isterdim… Evet, maalesef Türk kadınlarına yönelik bir önyargı var. 2. Dünya Savaşı sonrası Almanya’nın ekonomisi iyi değildi ve işçi sıkıntısı vardı. Bu konudaki boşluğu doldurmak için Türkiye’den işçi göndermesini talep etti ve birçok Türk Almanya’ya göç etti.
Genellemeleri doğru bulmuyorum, ama Bavaria’da konuştuğum birkaç Alman’ın Türklerden hoşlanmadığı da bir gerçek. Almanya’daki Türklerden rahatsızlar; fakat bu sadece konuştuğum birkaç Bavarialının duyguları. Elbette, onlar tüm Almanya’yı temsil etmiyor ve tüm Almanlarla da konuşmadım. Bu yüzden onların bu düşüncelerinin tüm Almanların düşüncesi olduğunu söyleyemem. Her ülkede ırkçı ve hümanist insanlar var.

“Aşka odaklanmanın karanlığın aşılmasında çok önemli olduğuna bütün kalbimle inanıyorum.”

Peki, Ela’nın yurt dışında yaşadığı bir ayrımcılık oldu mu? Ya da yaşadığı bir sıkıntı?
JF: Bir keresinde, Barselona havaalanında Türk olduğu için havaalanı güvenlik personeli kontrol esnasında, ona uygunsuzca dokunarak insan haklarını ihlal etti. Ela’nın bu taciz karşısında susmayıp hakkını koruması beni etkiledi.

Turka Bella’da 9/11 olayının sizin hayatınızın dönüm noktası olduğunu ve yine bu olayın hayatınızı sonsuza dek değiştirdiğine değiniyorsunuz. Geriye dönüp baktığınızda eskisine göre sizce dünya artık daha mı güvenilir bir yer…
JF: 9/11 herkesin, insanlık tarihinin en korkunç hadisesi… Yıllar geçti, ama ne yazık ki dünyada her şeyin daha da kötüye gittiğini düşünüyorum. Turka Bella barışa katkı sağlamak için yazdığım bir insanlık vazifesidir. Bununla birlikte farklı iki kültürden insanın hikâyesinin insanların bilincinde kültür farklılıklarının aşılamaz olduğu önyargısını yenmek istedim. Dünyamızı saran nefret ve korkuya neden sevgi ile direnmiyoruz? Aşka odaklanmanın karanlığın aşılmasında çok önemli olduğuna bütün kalbimle inanıyorum. Sadece bir kitap son on altı yıl içerisinde vuku bulan tüm acılarımızı silmeye yetmez, ama barışa gidecek yolların aranmasında bir anahtar rolü üstlenebilir… Huzura giden kapıyı aralayabilir…

Son sorumuz, yarından umutsuz olan insanlara bir tavsiye vermenizi istesek…
JF: Dünya; sevgi, umut ve aşk dolu insanlarla dolu ve bu da yarına umutla bakmamız için yeterli bir sebep.

Böylesi güzel bir kitap yazdığınız için ve hoş sohbetiniz için çok teşekkürler.
JF: Ben teşekkür ederim.

İmleç Kitap: 7 Kasım 2017

Bir Cevap Yazın